Futbolcular ve Finansal Bakış Üzerine

Futbolcular ve Finansal Bakış Üzerine

1980’lerden günümüze futbolun endüstrileşmesi ile dünyada ve ülkemizde, gerek kulüplerin yönetmek zorunda oldukları bütçeler, gerekse futbolcuların kazandıkları ücretler (dolayısıyla kulüplere doğurduğu yük) astronomik boyutlara ulaştı. Futbol bir temaşa sanatından çıkarak eğlence sektörü (show business) denilen bir iş kolu, bir sektör haline geldi.

Artık bir kulübün varlığını sürdürebilmesi için, bu yola gönül vermiş bir grup arma sevdalısı yöneticiden daha çoğu, kulübü aynı zamanda profesyonel bir işletme olarak da görecek, doğru yatırımları yapıp gelir getiren projeler üretecek ekipler gerekiyor.

Sermaye Yapısı Nedir?

Sermaye Yapısı Nedir?

Firmaların kaynak bileşimine sermaye yapısı denmektedir. Her firma faaliyetlerini sürdürmek ve büyümek amacıyla çeşitli varlıklara yatırım yapar ve bunun için aynı miktarda kaynak temin etmiş olması gerekmektedir. Bilançonun denklik ilkesi olarak adlandırılan, varlıkların kaynaklara eşit olması prensibi de buradan gelmektedir. Genel olarak bu kaynaklar borç ya da özsermaye olarak ikiye ayrılır. Yabancı kaynaklar olarak da adlandırılan borç, firmanın belirli bir süre için, belirli bir maliyetle temin ettiği kaynaktır. Özkaynaklar ise firma ortaklarının sağladığı kaynak ve firmanın geçmiş karlarından birikimleri gibi kalemlerden oluşur. Her iki kaynak tipinin de bir takım avantaj ve dezavantajları vardır.

Çoğu kimse borcu maliyetli, özkaynağı ise maliyetsiz bir kaynak olarak düşünme hatasına düşer. Oysa firma sahiplerinin de firma üzerinden bir getiri beklentisi vardır ve bu beklenti firma açısından özsermaye maliyetidir. Üstelik özkaynaklar vadesiz (sonsuz vadeli), ve olası iflas durumunda ortaklara bağlayıcı bir yükümlülük yüklediği için ortağın getiri beklentisi borç verenin getiri beklentisinden daha yüksek olacaktır. Yani, borç veren parasını, belirli bir vade ve getiri ile firmaya verirken, ortak taşın altına elini koyar. Bu nedenle özkaynak maliyeti her zaman borç maliyetinden daha yüksektir. Diğer bir ifade ile firmalar için özkaynak borca kıyasla daha pahalı bir kaynaktır. Öte yandan borç, önceden belirlenmiş bir vadede firma tarafından, belirli bir maliyetle geri ödeneceği için firma açısından finansal risk yaratacak bir kaynaktır. Bu maliyet firmaya vergi avantajı sağlayacağı için bir kaldıraç yaratsa da yüksek borçluluk oranına sahip firmalar artan finanasal riske bağlı olarak bu kaldıraçtan zarar görebilirler. Bu açıdan firmalar, kendileri için optimum düzeyde bir borç/özkaynak oranı belirleyerek hem finansal risklerini belirli bir düzeyde tutmayı, hem de finansal kaldıraçın olumlu etkilerinden faydalanmayı amaçlamaktadırlar. Sermaye yapısı teorileri, firmanın borç/özsermaye bileşimindeki değişimler sonucu, firma değerinin arttırılıp arttırılmayacağını, diğer bri ifade ile finansal kaldıracın firma değeri üzerindeki etkisini irdelemektedir.

ABD ve İngiltere Uçuşları Elektronik Cihaz Yasağı Üzerine

ABD ve İngiltere Uçuşları Elektronik Cihaz Yasağı Üzerine

Bu yazı, 21.03.2017 günü @DrOtluoglu twitter hesabımda yazdığım tweetler derlenerek oluşturulmuştur.

21 Mart günü önce ABD, sonrasında ise İngiltere, aralarında İstanbul’un da bulunduğu 10’dan fazla ülkeden yapılacak doğrudan seferlerde, yolcuların kabin içerisine “boyutu cep telefonundan büyük” elektronik cihazları alamayacaklarını açıkladı. Bu durumun hem bir uçuş merkezi (hub) olarak İstanbul’u, hem de Türk Hava Yolları’nı olumsuz yönde etkileyeceğini düşünüyorum.

Finansal Kaldıraç Nedir?

Finansal Kaldıraç Nedir?

Finansal kaldıraç (financial leverage), faaliyet karındaki değişimin hisse başı kardaki (earnings per share) etkisini gösteren bir ölçüttür. Finansal kaldıraç, firmanın net karını arttırmak amacıyla borç kullanma yeteneğidir. Firma, finansal kaldıraçtan faydalanarak, faaliyet karındaki 1 birimlik artışa karşılık, net karda daha yüksek bir artış sağlayabilir. Finansal kaldıraçın etkisi, finansal kaldıraç derecesi (degree of financial leverage – DFL) ile ölçülür. Firmanın, varlıklarını finanse ettiği toplam kaynakları içinde, banka borcu ve tahvil gibi finansman gideri yaratacak kaynağı ne kadar fazlaysa, finansal kaldıraç derecesi de o kadar yüksek olacaktır. Yüksek borçluluk oranına sahip ve dolayısıyla finansal kaldıraçlı firmalar, borcun anapara ve faiz ödemeleri yükümlülüğü altına gireceklerinden finansal riskleri de yüksek olacaktır. Diğer bir ifade ile firmalar üstlendikleri yüksek finansal risk karşılığında, yüksek kar elde etmek isterler. Ancak yüksek finansal risk, firmaların nakit sıkıntısı çektiği dönemlerde firmanın, iflas veya temerrütle karşı karşıya kalmasına neden olabilir. Ayrıca, artan borçluluk ve finansal risk nedeniyle, firmanın yeni kaynak ihtiyacı olduğunda, borç ve özkaynak maliyetleri de artabilir. Bu durum sermaye yapısı teorilerinde farklı açılardan ele alınmıştır. Yüksek finansal kaldıraç kullanan kuruluşlara bankalar örnek olarak gösterilebilir, zira bankalar müşterilerine kredi olarak topladıkları mevduatı ya da başka kuruluşlardan aldıkları kredileri plase ederler. Bu nedenle tüm dünyada bankacılık sektörü en çok finansal regülasyona tabi ve denetim altında bulundurulan sektördür.

Faaliyet Kaldıracı Nedir?

Faaliyet Kaldıracı Nedir?

Faaliyet kaldıracı (operating leverage), satışlardaki değişimin faaliyet karındaki etkisini gösteren bir ölçüttür. Faaliyet kaldıracı, firmanın faaliyet karını arttırmak amacıyla sabit maliyetleri kullanma yeteneğidir. Firma, satışlarındaki 1 birimlik artışa karşılık, faaliyet kaldıracından faydalanarak, faaliyet karında daha yüksek bir artış sağlayabilir. Faaliyet kaldıracının etkisi, faaliyet kaldıraç derecesi (degree of operating leverage – DOL) ile ölçülür. Firmanın, toplam maliyetleri içinde sabit maliyetlerinin payı, değişken maliyetlere kıyasla ne kadar fazlaysa faaliyet kaldıraç derecesi de o kadar yüksek olacaktır. Aynı zamanda başabaş noktasının da yüksek olmasını sağlayan bu durum firmanın faaliyet riskini de arttıracaktır. Yüksek faaliyet kaldıracı ile çalışan firmalar,  satışların artış trendinde olduğu zamanlarda, yüksek faaliyet kaldıracının ve dolayısıyla üstlendikleri faaliyet riskinin yaratacağı avantajla yüksek faaliyet karı elde edeceklerdir. Öte yandan tersi biçimde talepte yaşanan daralmalar ise bu firmaların faaliyet riski nedeniyle karlılıklarının hızlı bir biçimde azalmasına neden olacaktır. Bu bağlamda maliyet yapısı içinde sabit maliyetleri yüksek olan, sanayi kuruluşları, havayolu taşımacılığı yapan firmalar gibi “sermaye yoğun” firmaların faaliyet kaldıraç dereceleri yüksek, emek yoğun firmaların faaliyet kaldıraç derecelerinin düşük olması beklenmektedir.